Varış Noktası

Seferimdeyim, karşımda boylu boyunca güneşin batışına uzanmış yağlı bir tablonun turuncuyu kırmızıya çalan ihtişamlı dinginliği. Kısık gözlerimde yorgunluğun bahtiyarlığı. Öyle ya tükenmenin ötesini bahtiyarlık alır. El etek çekilmiştir artık, parmaklar kıpırdamaz, beden terkedilmiş ve dudaklar rüzgârın insafına bırakılmıştır. Gün böyle batar derya böyle bürünürken kömür rengine, geriye bıraktığı ihtişamının tesiri olur kişide. Esasında bırakılan yalın, sessiz bir mönüdür. Habersiz, ulaşmamış bir zarfın içerisine bırakılır mönü. Ne yanıt alır ne yanıt beklenir. Mektup sunulduğu an ıslanır, kaybolur, karışır enginliğine. Bu satırları yazarken, herhalde kapılmış olmalıyım ki rıhtıma yanaşmış buldum kendimi. Rıhtıma atılan halat, mektup sonuna atılan noktadır."

...

önce vapur yanaştı, 

sonra atıldı halatı rıhtıma

ardı kuru sessizlik

ve nokta.

Yorumlar